Blog

Maskeli Depresyon Nedir? Belirtileri ve Danışmanlık Yöntemleri

Maskeli Depresyon Nedir? Belirtileri ve Danışmanlık Yöntemleri

Maskeli depresyon, bireyin iç dünyasında derin bir mutsuzluk, boşluk ve keder hissetmesine rağmen dış dünyaya karşı son derece neşeli, enerjik ve uyumlu bir profil çizmesi durumudur. Klasik depresyon algısında genellikle yataktan çıkamayan, sürekli ağlayan veya hayata küsmüş bir insan profili canlanır.

Ancak maskeli depresyonda durum tam tersidir. Bu kişiler sosyal hayatlarında oldukça aktif, iş yaşamlarında başarılı ve çevreleri tarafından “neşeli” olarak tanımlanan bireyler olabilirler.

Kişi yaşadığı ruhsal çöküntüyü bir gülümseme maskesinin ardına gizler ve bu maskeyi o kadar ustaca taşır ki en yakınları bile yaşadığı zorluğun farkına varamayabilir.

Bu durum aslında kişinin sadece çevresini değil, bazen kendisini bile kandırdığı bir savunma mekanizmasıdır. Bu yazıda, “her şey yolunda” görünümünün altındaki sessiz çığlığı, maskeli depresyonun belirtilerini ve bu yükten kurtulmak için başvurulabilecek danışmanlık süreçlerini ele alıyoruz.

Maskenin Ardındaki Belirtiler Nasıl Anlaşılır?

Maskeli depresyonu tespit etmek geleneksel depresyona göre daha zordur çünkü kişi duygusal belirtilerini gizleme konusunda ustalaşmıştır.

Bu nedenle belirtiler genellikle ruhsal olmaktan ziyade fiziksel ve davranışsal şikayetler olarak yüzeye çıkar. Kişi sürekli bir açıklanamayan yorgunluk, halsizlik ve enerji düşüklüğü yaşayabilir.

Tıbbi bir sebebi bulunamayan baş ağrıları, sırt ve boyun ağrıları, mide ve sindirim sistemi problemleri gibi psikosomatik belirtiler sıklıkla görülür.

Beden, ruhun ifade edemediği acıyı ağrılar yoluyla dışa vurmaya çalışır. Uyku düzeninde bozulmalar, ya çok uyuma ya da uykusuzluk çekme şeklinde kendini gösterebilir. İştah değişiklikleri ve kilo dalgalanmaları da bedenin verdiği diğer sinyaller arasındadır.

Davranışsal boyutta ise kişi yalnız kaldığında maskesini indirdiği için ani duygu değişimleri yaşar. Kalabalıklar içinde gülen ve espri yapan kişi, kapılar kapandığında derin bir çöküş ve tükenmişlik hissine kapılır. Bu kişiler genellikle mükemmeliyetçi bir yapıya sahiptir ve hata yapmaktan, güçsüz görünmekten aşırı derecede korkarlar.

Sürekli meşgul olma hali, durup duygularıyla yüzleşmekten kaçınmanın bir yoludur. İşkoliklik veya aşırı sosyalleşme çabası, içteki boşluğu doldurma girişimleri olarak okunabilir.

Ayrıca kişi hayattan zevk alma (anhedoni) konusunda zorluk yaşasa da “keyif alıyormuş gibi” yapmaya devam eder. İçten gelen bir neşe yerine, zorunlu bir performans sergileme hali söz konusudur.

Neden Duygularımızı Gizleme İhtiyacı Duyarız?

Maskeli depresyonun temelinde genellikle “güçlü görünme” arzusu ve toplumsal baskılar yatar.

Birey, üzüntüsünü veya zorlanmasını ifade etmeyi bir zayıflık belirtisi olarak algılayabilir. Özellikle çocukluk döneminde duygularını ifade etmesine izin verilmeyen, “ağlama, güçlü ol” telkinleriyle büyütülen veya ebeveynlerinin beklentilerini karşılamak zorunda hisseden kişilerde bu duruma daha sık rastlanır.

“Elalem ne der” kaygısı, kişinin yardım istemesinin önündeki en büyük engeldir.

Kişi eğer maskesini indirirse çevresi tarafından yargılanacağını, dışlanacağını veya insanlara yük olacağını düşünebilir.

Ayrıca modern sosyal medya kültürü de maskeli depresyonu besleyen önemli bir faktördür. Herkesin sadece en mutlu ve en başarılı anlarını paylaştığı dijital dünyada, birey kendi mutsuzluğunu anormal bir durum gibi görerek saklama eğilimine girer.

Başkalarının hayatlarını idealize ederken kendi gerçeğinden utanmaya başlar. Sorumluluk duygusu çok yüksek olan kişilerde de bu tablo sık görülür; çünkü onlar çevrelerindeki herkesin dayanağı konumundadırlar ve yıkılmaya hakları olmadığına inanırlar.

Bu ağır sorumluluk yükü, yardım istemeyi veya “ben iyi değilim” demeyi neredeyse imkansız hale getirir.

Maskeli Depresyonun Riskleri ve Sonuçları

Maskeli Depresyonun Riskleri ve Sonuçları

Duyguların sürekli bastırılması ve bir rol yapılarak yaşanması sürdürülebilir bir durum değildir. Bu yoğun çaba zamanla ciddi bir duygusal tükenmişliğe (burnout) yol açar. Maskenin ağırlığı arttıkça kişi kendine ve çevresine yabancılaşmaya başlar.

Bastırılan duygular yok olmaz, aksine basınçlı bir tencere gibi içten içe kaynamaya devam eder. Bu durum ilerleyen süreçte ani öfke patlamalarına, panik ataklara veya daha ağır psikolojik zorlanmalara zemin hazırlayabilir.

Ayrıca kişi anlaşılamadığını hissettiği için derin bir yalnızlık duygusu içine hapsolur. Kimse gerçek onu tanımadığı için kurduğu ilişkiler de yüzeysel kalmaya mahkum olur.

Danışmanlık Süreci ve İyileşme Yolculuğu

Maskeli depresyonla başa çıkmanın ilk ve en önemli adımı, kişinin bir maske taktığını kabul etmesi ve yardım almaya istekli olmasıdır. Profesyonel danışmanlık süreci, kişiye yargılanmadan “kendi olabileceği” güvenli bir alan sunar.

Uzman eşliğinde yürütülen görüşmelerde, kişinin neden güçlü görünmek zorunda hissettiği ve bu savunma mekanizmasının kökenleri araştırılır. Bilişsel Davranışçı Yaklaşım gibi yöntemlerle, kişinin mükemmeliyetçi düşünce kalıpları ve “zayıflık” algısı yeniden yapılandırılır.

Danışan, üzülmenin, zorlanmanın ve yardım istemenin insan olmanın doğal bir parçası olduğunu keşfeder.

Danışmanlık sürecinde ayrıca kişinin duygularıyla barışması ve onları sağlıklı bir şekilde ifade etmesi hedeflenir. Duygusal okuryazarlık kazandırılarak kişinin ne hissettiğini tanımlaması ve bu hisleri bastırmak yerine yaşaması teşvik edilir. Bu süreçte kişinin üzerindeki gereksiz sorumluluk yüklerini bırakması ve kendi ihtiyaçlarını önceliklendirmesi (öz-şefkat) üzerinde çalışılır.

Maske yavaş yavaş ve güvenli bir şekilde indirildikçe, kişi sahte bir mutluluk yerine, tüm duygularını kapsayan gerçek ve dengeli bir huzur haline kavuşur.

Sonuç

Sonuç

Sürekli gülümsemek zorunda değilsiniz ve “iyi değilim” demek bir zayıflık değildir.

Eğer siz de dışarıya karşı vitrini süslerken içerideki enkazı toparlamakta zorlanıyorsanız, bu yükü tek başınıza taşımak zorunda olmadığınızı bilmelisiniz. Profesyonel bir destek, o ağır maskeyi yere bırakıp derin bir nefes almanızı sağlayabilir.

Samsun Psikolog arayışınızda Mana Psikolog olarak, sizi görüyor, anlıyor ve gerçek benliğinizi keşfetmeniz için çıktığınız bu yolculukta size eşlik etmeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Maskeli depresyon ile normal depresyon arasındaki fark nedir?

En temel fark dışarıya yansıyan görüntüdür. Klasik depresyonda kişi mutsuzluğunu davranışlarıyla ve duruşuyla belli ederken, maskeli depresyonda kişi dışarıya karşı aşırı neşeli, enerjik ve uyumlu görünür. Bu kişiler genellikle iş ve sosyal yaşamlarında işlevselliklerini korurlar, bu da durumun fark edilmesini zorlaştırır.

Kimler maskeli depresyon riski altındadır?

Mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip olanlar, sorumluluk duygusu çok gelişmiş bireyler, duygularını ifade etmenin zayıflık sayıldığı ailelerde büyüyenler ve toplum önünde statüsü olan başarılı kişiler risk grubundadır. Ayrıca “güçlü insan” imajını korumaya aşırı önem verenlerde daha sık görülür.

Maskeli depresyon fiziksel ağrı yapar mı?

Evet, maskeli depresyonun en belirgin özelliklerinden biri fiziksel (psikosomatik) belirtilerdir. Ruhsal acı bastırıldığı için vücut bunu ağrı olarak dışa vurur. Geçmeyen baş ağrıları, sırt ağrıları, mide krampları, sindirim sorunları ve kronik yorgunluk sıklıkla yaşanır.

Yakınımın maskeli depresyonda olduğunu nasıl anlarım?

Kişi yalnız kaldığında ani bir çöküş yaşıyorsa, neşesi yapay ve zorlama duruyorsa, sürekli “ben iyiyim” deme ihtiyacı hissediyorsa ve açıklanamayan fiziksel şikayetleri varsa şüphelenebilirsiniz. Ayrıca konuyu derinleştirmekten kaçınması ve sürekli meşgul görünme çabası da ipucu olabilir.

Maskeli depresyon kendiliğinden geçer mi?

Duygular bastırıldıkça ve maske takıldıkça sorunun kökeni çözülmez, aksine derinleşebilir. Kişinin tükenmişlik yaşamaması ve daha sağlıklı bir ruh haline kavuşması için profesyonel danışmanlık desteği alması sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından büyük önem taşır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir