Disleksi Nedir? Belirtileri Nelerdir?
Disleksi nedir? sorusu, çocuğu okula yeni başlayan veya okuma yazma sürecinde yaşıtlarından geride kalan pek çok ebeveynin zihnini kurcalayan önemli bir sorudur.
Halk arasında bazen yanlış bir şekilde zeka geriliği veya hastalık olarak algılansa da disleksi, zeka düzeyi normal veya normalin üstünde olan bireylerin okuma, yazma ve dil becerilerinde yaşadığı nörolojik kökenli bir öğrenme farklılığıdır. Disleksi ne demek? diye bakıldığında, kelime kökeni olarak “kelime kullanımında zorluk” anlamına gelir ancak bu durum çocuğun tembel olduğu veya öğrenemeyeceği anlamına gelmez.
Sadece beynin bilgiyi işleme biçiminin diğer insanlardan farklı olduğunu gösterir.
Einstein, Picasso veya Leonardo da Vinci gibi tarihe yön veren pek çok ismin de disleksiye sahip olduğu bilinmektedir.
Bu durum bir eksiklikten ziyade, farklı bir algılama biçimidir. Bu yazıda, disleksinin ne olduğunu, hangi sinyallerle kendini gösterdiğini ve doğru danışmanlık süreciyle çocukların potansiyelinin nasıl ortaya çıkarılabileceğini detaylıca ele alıyoruz.
Disleksi Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Fark Edilir?
Disleksi belirtileri, her çocukta farklı yoğunlukta ve farklı şekillerde görülebilir ancak bazı ortak işaretler ebeveynler ve öğretmenler için uyarıcı niteliğindedir. Okul öncesi dönemde bu çocuklar genellikle geç konuşmaya başlarlar, yeni kelimeleri öğrenmekte zorlanırlar ve kelimelerin telaffuzunu karıştırabilirler.
Örneğin “kitap” yerine “kipat” demek gibi ses yer değiştirmeleri sıkça görülür. Ayrıca kafiyeli kelimeleri bulmakta, yönleri (sağ-sol, yukarı-aşağı) ayırt etmekte veya ayakkabı bağlamak gibi ince motor beceri gerektiren işlerde zorlanabilirler.
Bu dönemdeki belirtiler genellikle dikkatsizlik veya oyun çocuğudur denilerek gözden kaçırılabilir.
Okul çağına gelindiğinde ise belirtiler daha belirgin hale gelir. Çocuk okumayı öğrenmekte yaşıtlarına göre gecikir, okurken heceleri atlar, kelimeleri uydurur veya satır takibi yapmakta güçlük çeker. Disleksi belirtileri arasında en tipik olanı, birbirine benzeyen harflerin (b-d, p-q, m-n gibi) karıştırılmasıdır.
Çocuk yazarken bu harfleri ters yazar veya okurken karıştırır. Okuma hızı yavaştır ve okuduğunu anlamakta zorlanır.
Sesli okuma yapmaktan kaçınır çünkü hata yapmaktan korkar. Çarpım tablosunu ezberlemek, saati öğrenmek veya günleri, ayları sırasıyla saymak gibi sıralı bellek gerektiren konularda da ciddi zorluklar yaşanabilir. Bu akademik zorluklara genellikle çabuk sıkılma ve derse odaklanamama durumu eşlik eder.
Disleksinin Çocuğun Duygusal Dünyasına Etkileri

Disleksi sadece akademik bir sorun değil, aynı zamanda çocuğun ruh sağlığını derinden etkileyen bir durumdur. Zekası normal olduğu halde basit bir metni okuyamayan çocuk, kendini “yetersiz” veya “aptal” hissetmeye başlayabilir.
Arkadaşları hızla okumaya geçerken kendisinin geride kalması, özgüvenini ciddi anlamda zedeler. Okul ortamı, bu çocuklar için bir öğrenme alanı olmaktan çıkıp bir kaygı merkezine dönüşebilir. Öğretmenleri veya ailesi tarafından “aslında zeki ama çalışmıyor” veya “dikkatini vermiyor” şeklinde etiketlenmek, çocuğun anlaşılmadığını hissetmesine neden olur.
Bu duygusal baskı zamanla okul reddine, içe kapanmaya veya tam tersi saldırgan davranışlara yol açabilir. Çocuk başarısızlık korkusuyla ödev yapmaktan kaçınabilir, sınav günlerinde karın ağrısı gibi psikosomatik belirtiler geliştirebilir.
Bu nedenle disleksi sürecinde sadece akademik desteğe odaklanmak yeterli değildir. Çocuğun zedelenen özsaygısının onarılması, kaygısının yönetilmesi ve “ben yapabilirim” inancının yeniden kazandırılması için psikolojik destek süreci büyük önem taşır.
Disleksi ve öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda, sorunun temelinde bazen işitsel işleme ve odaklanma problemleri yatabilir. Çocuğunuzun dikkatini toplamasını kolaylaştırmak, okuma ve anlama becerilerini nöroplastisite temelli özel dinleti programlarıyla desteklemek gelişim sürecini hızlandırır. Dikkat ve öğrenme süreçlerine katkı sağlayan bu özel uygulama hakkında detaylı bilgi almak için SAS Metodu sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Aileler İçin Öneriler ve Danışmanlık Süreci
Disleksi tıbbi bir hastalık olmadığı için ilaçla geçen bir durum değildir; ancak eğitsel destek ve psikolojik danışmanlık ile yönetilebilir bir süreçtir. İlk adım, çocuğun yaşadığı zorluğun adını koymak ve onu suçlamaktan vazgeçmektir.
Ebeveynlerin sabırlı, anlayışlı ve destekleyici bir tutum sergilemesi çocuğun gelişimi için en kritik faktördür. Çocuğun başarısız olduğu alanlara değil, yetenekli olduğu alanlara (resim, müzik, spor veya yaratıcı düşünme gibi) odaklanmak onun motivasyonunu artırır.
Evde birlikte kitap okumak, sesli oyunlar oynamak ve kıyaslama yapmamak gerekir.
Profesyonel destek sürecinde ise çok yönlü bir yaklaşım izlenir.
Öncelikle çocuğun bilişsel profili değerlendirilerek güçlü ve desteklenmesi gereken yanları belirlenir. Özel eğitim desteği ile okuma-yazma becerileri geliştirilirken, psikolojik danışmanlık desteği ile çocuğun yaşadığı kaygı ve özgüven sorunları üzerinde çalışılır.
Ayrıca aile danışmanlığı kapsamında ebeveynlere, evde çocuğa nasıl yaklaşacakları ve ödev süreçlerini nasıl yönetecekleri konusunda rehberlik edilir. Disleksili bireyler, doğru yöntemlerle desteklendiklerinde akademik ve sosyal hayatta son derece başarılı olabilirler.
Sonuç

Çocuğunuzun okuma yazma sürecinde zorlanması onun başarısız bir birey olacağı anlamına gelmez. Disleksi, beynin farklı ve yaratıcı bir çalışma biçimidir. Önemli olan bu farklılığı erken fark etmek ve çocuğun ihtiyaç duyduğu desteği zamanında sağlamaktır.
Eğer çocuğunuzda öğrenme güçlüğü belirtileri gözlemliyor ve bu sürecin onun psikolojisini olumsuz etkilediğini düşünüyorsanız uzman desteği almaktan çekinmeyin.
Samsun Psikolog kadromuz ve Çocuk-Ergen uzmanlarımızla Mana Psikolog olarak, hem çocuğunuzun potansiyelini keşfetmesi hem de ailenizin bu süreci sağlıklı yönetmesi için yanınızdayız.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Disleksi zeka geriliği midir?
Hayır, kesinlikle değildir. Disleksi tanısı alan bireylerin zeka düzeyi normal veya normalin üzerindedir. Sorun zekada değil, beynin dili işleme ve sembolleri (harfleri) sese dönüştürme bölgesindeki farklılıktadır.
Disleksi zamanla tamamen geçer mi?
Disleksi ömür boyu süren bir öğrenme farklılığıdır, bir hastalık olmadığı için “iyileşme” tabiri kullanılmaz. Ancak doğru eğitsel destek ve danışmanlık ile birey kendi öğrenme stratejilerini geliştirir ve yaşadığı zorlukları minimuma indirerek başarılı bir akademik hayat sürebilir.
Çocuğumun disleksi olduğunu ne zaman anlayabilirim?
Belirtiler okul öncesi dönemde (geç konuşma, kavram karmaşası) kendini göstermeye başlasa da, en net tanı genellikle ilkokul 1. sınıfta okuma-yazma eğitimi başladığında konulabilir. Harfleri karıştırma ve okuma güçlüğü bu dönemde belirginleşir.
Disleksili çocuklar için ne tür bir destek alınmalıdır?
İki yönlü bir destek süreci idealdir. Birincisi, akademik becerileri geliştirmek için “özel eğitim” desteği; ikincisi ise çocuğun yaşadığı yetersizlik hissi ve kaygı ile baş etmesi için “psikolojik danışmanlık” desteğidir.
Disleksi genetik midir?
Evet, disleksinin genetik geçişli olduğuna dair güçlü bilimsel veriler bulunmaktadır. Ailesinde öğrenme güçlüğü, okuma zorluğu veya disleksi öyküsü olan çocuklarda bu durumun görülme olasılığı daha yüksektir.